COVİD-19 Pandemisi OMİKRON Varyantı Güncelleme 11.12.2021
COVID-19 pandemisi, yeni varyantların ortaya çıkması ve dünyanın birçok yerinde yaygın aşı uygulamalarının olmaması gibi sebeplerle binlerce insanın hayatını tehdit etmeye ve zorlaştırmaya devam ediyor.
11.12.2021 tarihi itibarı ile Ülkemizde görülen vaka sayısı 9 Milyonu aşmış, Covid-19 kaynaklı can kayıpları 78.696 ‘a ulaşmıştır. Bu durum Covid-19 nedeniyle maalesef her saat en az 7 insanımızı/canımızı kaybettiğimiz anlamına geliyor.
SARS-CoV-2 Omikron Varyantı başta Avrupa ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede yayılmaya devam etmekte olup, 11.12.2021 tarihi itibarı ile ülkemizde de 6 vakanın tespit edildiği açıklanmıştır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Virüs Evrimi Teknik Danışma Grubu tarafından endişe verici varyant olarak sınıflandırmış olan Omikron varyantının klinik seyri, bulaşıcılığı ve bağışıklıktan kaçabilme yeteneği konularındaki bilgiler hala kısıtlı ve kesin bir yargıda bulunmak için yeterli olmaktan uzak olmakla birlikte;
• Güney Afrika’da vaka sayılarının çok hızlı bir artış eğilimini sürdürmekte olduğu
• Omikron varyantının diğer corona virüs türlerinden daha kötü görünmediği sadece daha bulaşıcı olduğu,
• Klinik seyrinin deltaya kıyasla daha hafif olabileceği,
• Şu ana kadar yoğun bakım ve solunum desteği gereksiniminin deltaya kıyasla daha düşük seyrettiği görülmektedir.
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) tarafından 2 Aralık tarihinde yapılan değerlendirmelere göre yaklaşık 2 ay içerisinde Avrupa ülkelerinde vakaların yarısından Omikron varyantının sorumlu olacağı tahmin edilmekte olup şu ana dek en az 25 ülkede vakalar bildirilmiştir.
Omikron varyantına karşı mevcut aşıların etkinliğine ilişkin erken dönem çalışmaların sonuçlarına göre;
• Özellikle 2 doz aşılama sonrası elde edilen antikor yanıtlarının omikron varyantına karşı etkili olamayabileceği,
• Geçirilmiş infeksiyon+aşılama ya da 3. doz uygulamaları ile elde edilen antikorların omikrona karşı aktivitelerini bir ölçüye kadar koruduklarını gösterilmektedir.
• Bu veriler, primer aşılamanın omikrona bağlı özellikle ağır hastalık ve ölüm riskini azaltmada da yetersiz olacağı anlamına gelmemektedir. Bu konuda kesin bir yargıya varabilmek için ek çalışmalar gereklidir.
BioNTech-Pfizer tarafından Omikron varyantına aşıların etkinliği hakkında yapılan açıklamada iki doz aşının daha düşük nötralize edici antikorlarla sonuçlandığı ancak üçüncü dozun nötralizasyonu artırdığı, gerektiği takdirde de varyanta etkili omikron bazlı aşının Mart 2022 tarihine kadar hazırlanabileceği belirtilmiştir. Bu açıklamaların yanı sıra Dünya Sağlık Örgütü tarafından Omikron varyantının aşı korumalarından tamamen kaçmasının 'çok düşük bir ihtimal' olduğu ifade edilmiştir.
Coronavirüs pandemisiyle mücadelede aşı kampanyaları tüm hızıyla sürerken Covid-19 mücadelesinde tıp dünyasının elini güçlendirecek yeni seçenekler de araştırılmaya devam ediliyor.
Son araştırmalarda geliştirilen seçeneklerde;
• COVID-19’un temas öncesi önlenmesi için Astra Zeneca tarafından geliştirilen bir ilaca ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından acil kullanım izni verildi. Söz konusu ilaç şu anda yalnızca, SARS-CoV-2 virüsü bulaşmamış ve yakın zamanda SARS-CoV-2 bulaşmış biriyle temas etmemiş bireylerde, bağışıklık sistemi orta ila ciddi derecede baskılanmış ve COVID-19 aşısına yeterli bağışıklık yanıtı oluşturamayabilecek kişiler ile aşı reaksiyonu olan bireylerde kullanılabilmektedir.
• ABD’de yer alan Penn State Üniversitesi’nden uzmanlar, yeni bir sakız geliştirdiklerini, geliştirilen sakızın kişinin tükürüğündeki virüsü nötralize ederek virüsü tükürük yerine kendi kimyasallarına yapıştırdığı, bu yüzden de bulaşıcılığı azalttığı coronavirüsün bulaşmasını ortadan kaldırabileceğini öne sürüyorlar.
Tüm bu gelişmeler sürerken temel korunma yöntemlerinin bireysel olarak maske kullanımı, el hijyeni, fiziksel mesafenin korunması, hızlı tanılama testlerinin kullanımı ve en önemlisi aşı olmak gibi kanıtlanmış önlemlerin Omikron varyantı da dâhil olmak üzere COVID-19 risklerini azaltmada en etkili yol olduğu unutulmamalıdır.
Sağlıklı Günler Dileklerimizle,
Dr. Rezan HARMAN GÜNERKAN / Dr. Gülin KIRAÇ AKSUNA / Dr. Bülent DİK
11.12.2021 tarihi itibarı ile Ülkemizde görülen vaka sayısı 9 Milyonu aşmış, Covid-19 kaynaklı can kayıpları 78.696 ‘a ulaşmıştır. Bu durum Covid-19 nedeniyle maalesef her saat en az 7 insanımızı/canımızı kaybettiğimiz anlamına geliyor.
SARS-CoV-2 Omikron Varyantı başta Avrupa ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede yayılmaya devam etmekte olup, 11.12.2021 tarihi itibarı ile ülkemizde de 6 vakanın tespit edildiği açıklanmıştır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Virüs Evrimi Teknik Danışma Grubu tarafından endişe verici varyant olarak sınıflandırmış olan Omikron varyantının klinik seyri, bulaşıcılığı ve bağışıklıktan kaçabilme yeteneği konularındaki bilgiler hala kısıtlı ve kesin bir yargıda bulunmak için yeterli olmaktan uzak olmakla birlikte;
• Güney Afrika’da vaka sayılarının çok hızlı bir artış eğilimini sürdürmekte olduğu
• Omikron varyantının diğer corona virüs türlerinden daha kötü görünmediği sadece daha bulaşıcı olduğu,
• Klinik seyrinin deltaya kıyasla daha hafif olabileceği,
• Şu ana kadar yoğun bakım ve solunum desteği gereksiniminin deltaya kıyasla daha düşük seyrettiği görülmektedir.
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) tarafından 2 Aralık tarihinde yapılan değerlendirmelere göre yaklaşık 2 ay içerisinde Avrupa ülkelerinde vakaların yarısından Omikron varyantının sorumlu olacağı tahmin edilmekte olup şu ana dek en az 25 ülkede vakalar bildirilmiştir.
Omikron varyantına karşı mevcut aşıların etkinliğine ilişkin erken dönem çalışmaların sonuçlarına göre;
• Özellikle 2 doz aşılama sonrası elde edilen antikor yanıtlarının omikron varyantına karşı etkili olamayabileceği,
• Geçirilmiş infeksiyon+aşılama ya da 3. doz uygulamaları ile elde edilen antikorların omikrona karşı aktivitelerini bir ölçüye kadar koruduklarını gösterilmektedir.
• Bu veriler, primer aşılamanın omikrona bağlı özellikle ağır hastalık ve ölüm riskini azaltmada da yetersiz olacağı anlamına gelmemektedir. Bu konuda kesin bir yargıya varabilmek için ek çalışmalar gereklidir.
BioNTech-Pfizer tarafından Omikron varyantına aşıların etkinliği hakkında yapılan açıklamada iki doz aşının daha düşük nötralize edici antikorlarla sonuçlandığı ancak üçüncü dozun nötralizasyonu artırdığı, gerektiği takdirde de varyanta etkili omikron bazlı aşının Mart 2022 tarihine kadar hazırlanabileceği belirtilmiştir. Bu açıklamaların yanı sıra Dünya Sağlık Örgütü tarafından Omikron varyantının aşı korumalarından tamamen kaçmasının 'çok düşük bir ihtimal' olduğu ifade edilmiştir.
Coronavirüs pandemisiyle mücadelede aşı kampanyaları tüm hızıyla sürerken Covid-19 mücadelesinde tıp dünyasının elini güçlendirecek yeni seçenekler de araştırılmaya devam ediliyor.
Son araştırmalarda geliştirilen seçeneklerde;
• COVID-19’un temas öncesi önlenmesi için Astra Zeneca tarafından geliştirilen bir ilaca ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından acil kullanım izni verildi. Söz konusu ilaç şu anda yalnızca, SARS-CoV-2 virüsü bulaşmamış ve yakın zamanda SARS-CoV-2 bulaşmış biriyle temas etmemiş bireylerde, bağışıklık sistemi orta ila ciddi derecede baskılanmış ve COVID-19 aşısına yeterli bağışıklık yanıtı oluşturamayabilecek kişiler ile aşı reaksiyonu olan bireylerde kullanılabilmektedir.
• ABD’de yer alan Penn State Üniversitesi’nden uzmanlar, yeni bir sakız geliştirdiklerini, geliştirilen sakızın kişinin tükürüğündeki virüsü nötralize ederek virüsü tükürük yerine kendi kimyasallarına yapıştırdığı, bu yüzden de bulaşıcılığı azalttığı coronavirüsün bulaşmasını ortadan kaldırabileceğini öne sürüyorlar.
Tüm bu gelişmeler sürerken temel korunma yöntemlerinin bireysel olarak maske kullanımı, el hijyeni, fiziksel mesafenin korunması, hızlı tanılama testlerinin kullanımı ve en önemlisi aşı olmak gibi kanıtlanmış önlemlerin Omikron varyantı da dâhil olmak üzere COVID-19 risklerini azaltmada en etkili yol olduğu unutulmamalıdır.
Sağlıklı Günler Dileklerimizle,
Dr. Rezan HARMAN GÜNERKAN / Dr. Gülin KIRAÇ AKSUNA / Dr. Bülent DİK




