HANTA VİRÜSÜ HAKKINDA
HANTA VİRUS HAKKINDA
Hantavirüsler, zarflı RNA virüsleridir. İnsanlarda hastalıkla ilişkili 20’den fazla türü tanımlanmıştır. Ancak bunların hepsi aynı klinik öneme sahip değildir. İnsanlarda hastalık oluşturan başlıca türler; Hantaan, Seoul, Dobrava-Belgrade, Puumala, Sin Nombre ve Andes virüsleri olarak öne çıkar. Hantavirüslerin insan enfeksiyonları açısından en önemli doğal rezervuarları kemirgenlerdir.Kemirgenler tarafından taşınan bu virüsler insanlara genellikle enfekte hayvanların dışkısı, idrarı veya tükürüğüyle temas yoluyla bulaşır.
İlk defa 900 yıl önce Çin metinlerinde tanımlanmıştır. Kore savaşı (1950-1953) sırasında Amerikalı ve Koreli askerleri etkileyen, ateş, böbrek yetmezliği ve şok tablosu ile seyreden salgın ortaya çıkmış ve bu tablo "Kore Kanamalı Ateş" olarak adlandırılmıştır. 1978 yılında Kore’de Hantaan nehri civarında bir kemiriciden izole edilmiştir. Sonraki yıllarda Asya ve Avrupa’da birçok ülkede farklı hantavirüs tipleri izole edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 1983 yılında hastalığa "Renal Sendromla Seyreden Kanamalı Ateş (RSHA)" adı verilmiştir.
İnsanlarda ciddi hastalığa yol açabilen Hantavirüs enfeksiyonu son günlerde tüm dünyanın ilgisini çekmektedir. Nisan 2026'dan bu yana Hollanda bayraklı lüks yolcu gemisi MV Hondius'ta bir hantavirüs salgını tespit edilmiştir. Gemide en az beş doğrulanmış, üç şüpheli vaka ve üç ölüm bildirilmiştir. İsviçre'nin Zürih kentinde de bu gemiden bir yolcunun tedavi gördüğü doğrulanmış ve toplam vaka sayısının sekiz olduğu bildirilmiştir.
BELİRTİLERİ NELER?
Belirtiler ateş ve gastrointestinal semptomlarla başlamakta, ardından hızla pnömoni, akut solunum sıkıntısı sendromu ve şok tablosuna ilerleyebilmektedir. İlk aşamada grip ya da soğuk algınlığıyla karışabilir. Virüsün kuluçka süresi bir ile sekiz hafta arasında değişmekte, bu da kaynağın tespitini güçleştirebilmektedir.
Hantavirüs iki farklı hastalık tablosu yapabilir;
- Hantavirüs KardiyoPulmoner Sendrom (HCPS)
Andes ve Sin Nombre gibi Amerika kökenli suşların yol açtığı bu formda virüs akciğerleri hedef alır. Ateş, kas ağrısı ve yorgunlukla başlayan tablo, kısa sürede akciğerlerde sıvı birikmesi ve ağır solunum yetmezliğine dönüşebilir. MV Hondius'taki mevcut salgın bu formdur.
- HantavirüsRenal Sendrom (HFRS) — Kanamalı Ateşli Böbrek Sendromu
Ülkemizde, Avrupa ve Asya’da daha çok ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı, karın-bel ağrısı, trombositopeni ve akut böbrek hasarı ile seyreden hemorajik ateş ile böbrek sendromu görülür. Amerika kıtasında ise ateş ve grip benzeri yakınmaları takiben hızla gelişen nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hantavirüs kardiyopulmoner sendromu ön plandadır. İnkübasyon süresi genellikle birkaç haftadır; HCPS için belirtiler çoğunlukla temastan 2–4 hafta sonra başlar, ancak 1–8 hafta aralığında da ortaya çıkabilir.
Risk, esas olarak kemirgenlerle veya kemirgen çıkartılarıyla temas olasılığı olan kişilerde artar. Çiftçiler, orman işçileri, askerler, kampçılar, avcılar, kırsal alanda yaşayanlar, depo/ambar/ahır temizliği yapanlar, kemirgen istilası olan kapalı alanlarda çalışanlar ve ekoturizm faaliyetlerine katılanlar daha yüksek risk altındadır. Kapalı ve uzun süre kullanılmamış alanların kuru süpürülmesi, kemirgen dışkı ve idrarının aerosolize olmasına neden olabileceği için özellikle risklidir.
6 Mayıs'ta gemideki hantavirüs türünün Andes suşu olduğu kesin olarak bildirilmiştir. Bu suş normalde Güney Amerika'da görülmektedir ve tüm hantavirüs türleri arasında insandan insana bulaşma yeteneği bilinen tek tür olma özelliğini taşımaktadır; ancak bu durum son derece nadirdir ve genellikle çok yakın ve uzun süreli temas gerektirmektedir.
TANI
Tanıda klinik şüphe çok önemlidir. Özellikle kırsal alan, orman, tarla, depo, ahır, gemi/kapalı alan temizliği veya kemirgen teması öyküsü olan ateşli hastalarda akla gelmelidir. erken dönemde RT-PZR ile viral RNA saptanması ile konur. Erken başvurularda testlerin negatif Laboratuvar tanısı genellikle erken dönemde PCR ve daha sonra ELISA ile yapılmaktadır.
TEDAVİSİ VAR MI?
Hantavirüs enfeksiyonlarının tedavisinde temel yaklaşım büyük ölçüde destek tedavisidir. Sıvı-elektrolit dengesinin dikkatli yönetimi, oksijen desteği, hemodinamik izlem ve gerektiğinde yoğun bakım desteği yaşamsal önemdedir. Renal sendrom olgularında akut böbrek yetmezliği gelişen hastalarda diyaliz gerekebilir. Pulmoner sendrom olgularında ise mekanik ventilasyon, ileri yoğun bakım desteği ve seçilmiş durumlarda ekstrakorporeal destek yöntemleri uygulanabilir. Antiviral tedavi konusunda en çok tartışılan ajan Ribavirindir. Bazı ülkelerde belirli türlere yönelik aşı çalışmaları ve sınırlı kullanım uygulamaları mevcut olmakla birlikte, hantavirüslere karşı yaygın kabul görmüş, küresel ölçekte kullanılan standart bir aşı henüz bulunmamaktadır. Bu nedenle güncel yaklaşımda erken tanı ve uygun destek tedavisi en kritik basamaklar olmaya devam etmektedir.
PANDEMİ RİSKİ VAR MI?
DSÖ yetkilileri, hantavirüsün insanlar arasında ancak uzun süreli ve çok yakın temas sonucunda yayılabildiğinin altını çizdi. İnsandan insana geçiş; 1996 yılında, Arjantin’de Andes virüsünün neden olduğu HKPS salgını sırasında tespit edilmiştir.
Toz ve enfekte kemirgen hayvan çıkartıları yoluyla bulaşması nedeni ile küresel bir pandemi riski düşük kabul edilmektedir. İnsandan insana bulaşma Andes suşuna özgü ve son derece nadirdir. Çevresel değişimler, yeni hantavirüs türlerinin tanımlanması, rezervuar dağılımındaki değişiklikler ve sınırlı da olsa insandan insana bulaş potansiyeli bulunan türlerin varlığı, bu virüslerin epidemik potansiyelini gündemde tutmaktadır. Ayrıca küresel seyahatler, kentleşme, ormansızlaşma ve iklim değişikliği gibi faktörler gelecekte hantavirüs epidemiyolojisini etkileyebilir.
NASIL KORUNURUZ?
Hantavirüsten korunmanın temel yolu kemirgenlerle temastan kaçınmak ve hijyen kurallarına uymaktır:
- Kırsal alan ve doğa gezilerinde kemirgen dışkısına temas etmekten kaçınılması; toz solumamaya özen gösterilmesi,
- Kapalı ve havasız alanlarda (ahır, bodrum, eski yapılar) maske kullanılması gereklidir. Uzun süre kullanılmayan binaların açılması ve temizlenmesi, ev temizliği (fare bulunma olasılığı olan mekanlar için), inşaat, kamu hizmeti veya haşere kontrol işçilerinin riskli mekanlarda çalışması
- Kemirgen dışkısını süpürge ile değil, ıslak bez veya dezenfektanla temizlenmesi, kemiriciler tarafından ısırılma öyküsü daha nadir bir bulaştır
- Gıdaların kemirgenlerin erişemeyeceği kapalı kaplarda saklanması
- Temas sonrası el hijyenine özen gösterilmesi
- Andes suşuna karşı ise vakaya yakın temas durumunda maske ve kişisel koruyucu ekipman kullanılması önerilir.
- Dış ortama dayanıklı virüsler olmadığı için yıkama, temizlik ve hijyen ile yayılımının önüne geçilebilir.
TÜRKİYE HANTAVİRUSE YABANCI DEĞİL!
Ülkemizde hantavirüs yeni değil; 1997'den bu yana özellikle Karadeniz Bölgesi'nde aralıklar ile vakalar bildirilmiştir. Gemideki Andes suşu bizim coğrafyamızdaki türlerden farklı ve Andes türü akciğerleri etkilemekte ve çok daha ağır seyretmektedir. Ülkemizde risk düşük olmakla birlikte; kırsal alanlarda, özellikle tarım ve hasat sezonunda kemirgen temasından kaçınmak, kapalı depo ve ahırları temizlerken maske takmak temel korunma yöntemidir.
Türkiye'de insanlarda klinik ve serolojik olarak doğrulanan ilk hantavirüs salgını ise 2009 yılı Şubat ayında Zonguldak-Bartın Bölgesinde saptanmıştır. Bölgedeki kemiricilerden alınan doku örneklerinden PZR ve hücre kültürüyle Puumala (PUUV) ve Dobrava (DOBV) alt türleri saptanmıştır.
Takip eden yıllarda hastalık; Düzce, Giresun, İstanbul, Çanakkale ve Erzurum gibi farklı illerde de rapor edilmiştir.
Uz.Dr.Rezan HARMAN GÜNERKAN
Enfeksiyon Hastalıkaları ve Klinik Mikrobiyoloji/ İş Yeri Hekimi




