ORMAN YANGINLARININ HALK SAĞLIĞINA ETKİLERİ
Son günlerde Ege ve Akdeniz bölgelerimiz de yaşanan orman yangınları; can ve mal kayıplarının yanı sıra yaralanma ve hastalıklara yol açmış, doğal yaşam ve çevre üzerinde de olumsuz pek çok etkinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Ormanların sürekliliğini tehlikeye sokan, orman alanlarını azaltan yangınlar dumana, alevlere ve ısıya maruz kalma sonucunda doğrudan ve akut sağlık etkilerine neden olduğu gibi, dolaylı ve uzun süreli etkilere de neden olmaktadır.
Orman yangınlarının en önemli sağlık etkisi dumana ve yüksek ısıya maruziyet sonucu ortaya çıkmaktadır. Orman yangını dumanı, farklı boyutlardaki parçacıkların, su buharının, karbon monoksit, karbon dioksit ve nitrojen oksitler dahil gazların karışımıdır. Daha büyük parçacıklar yangın devam ederken görülebilen pusa katkıda bulunur. Bunlar genellikle akciğerin derinliklerine çekilemeyecek kadar büyüktür, ancak burun ve boğazı tahriş edebilir. Daha ince parçacıklar ve gazlar, akciğerlerin derinliklerine çekilebilecek kadar küçüktür ve sağlığa etkileri olabilir.
Yangınların etkisiyle atmosfere yayılan gazlar hava kalitesini kötüleştirmekte, ortaya çıkan dumanlar yangınların yaşandığı bölgelerin dışındaki insanların da sağlığını etkileyebilmektedir. Alevler söndürüldükten sonra bile, bir orman yangınından kalan dumana ve küle maruz kalmak hem sağlıklı hem de risk altındaki kişilerde önemli sağlık etkilerine neden olabilir. Özellikle küçük çocuklar, gebeler, yaşlılar, astım, KOAH ve kalp hastaları yangın dumanından korunmalıdır.
Ortaya çıkan hava kirletici küçük parçacıklar; kronik rahatsızlığı olan ve yangın dumanına doğrudan maruz kalan insanlar için tehlike oluşturmaktadır. Kilometrelerce ötelere ulaşabilen parçacık maddeler solunum yolu tahrişi, akciğer kapasitesinde azalma, bronşit, astım alevlenmesi, kalp yetmezliği ve ani ölüm gibi sonuçlar doğurabilir. Duman solunmasına bağlı ölüm her yüz kişiden ortalama 5 ile 8’inde gelişirken; erken ölümler çoğunlukla hava yolu tıkanıklığı ve sistemik-metabolik zehirlenmeler sonucunda oluşur.
Özellikle yangına müdahale eden personel ve yangın alanında mahsur kalan kişilerde ortaya çıkan ciddi yanıklar da önemli bir sağlık sorunudur. Ayrıca sıcak yorgunluğu, sıcak krampları, sıcak çarpması gibi sıcaklığa bağlı hastalıklar da yangınlarda sıklıkla görülmektedir.
Yangına maruz kalan insanların ruh sağlığı da olumsuz etkilenmektedir. Yangınlar toplumsal travma olarak kabul edilmektedir ve yangınlar bitse dahi kişilerde olumsuz davranışlara, psikolojik tepkilere yol açtığı gösterilmiştir. Bu insanlarda yaralayıcı etkiler kalabilir, normal hayatlarına devam etmekte zorlanabilirler. Bu nedenle yangın alanlarında yaşayan kişilerin psikolojik destek almaları çok yerinde olacaktır.
Yangının doğrudan neden olduğu sağlık sorunlarının yanı sıra özellikle içinde bulunduğumuz COVID-19 pandemisi döneminde sosyal mesafenin sağlanmasındaki engeller ve COVID-19 tanılı kişilerin izolasyona uymamalarına bağlı olarak hastalığa yakalanma sıklığında artış gözlenebilir. Ayrıca orman yangını dumanı akciğerleri tahriş ederek yangıya neden olabilir, bağışıklık sistemini etkileyebilir ve COVID-19 da dahil olmak üzere akciğer enfeksiyonlarına yatkınlığı arttırabilir.
Orman yangınları; iyi bilinen hava kirletici etkilerinin yanı sıra su kaynaklarının fiziksel ve kimyasal özelliklerinde değişimlere neden olduğu için suyun kalitesinde ve sucul yaşamda da olumsuz etkilere sahiptir. Yapılan araştırmalar orman yangınlarından sonra toprak yüzeyindeki kimyasal element miktarında bir artışın meydana geldiğini, orman humus tabakasının kül ve kömür tabakasıyla yer değiştirebildiğini, daha sonra yağışlar ile birlikte akarsulara kimyasal madde taşınabildiğini ve barajların istenmeyen materyaller ile dolmasına neden olabildiğini göstermektedir.
2017 ve 2018 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya Eyaletinde yaşanan yangınlar, yangından sonra içme suyu kimyasal kirliliğinin belirlenmiş olduğu ilk orman yangınlarıdır.
Orman yangınlarıyla beraber yerleşim yerlerinin de etkilenmesinin kimyasallarda, kanserojenlerde ve kirleticilerde daha fazla artışa neden olabileceği göz ardı edilmemeli, yangından zarar görmüş içme suyu sistemlerinin neden olabileceği sağlık tehlikelerinin söz konusu olabileceği unutulmamalıdır.
Bu yüzden yangınların görünmeyen zararlarının su havzalarında ortaya çıkabilme olasılığı düşünülerek özellikle su kaynakları bakımından önem taşıyan su havzalarında yangın risk haritaları oluşturulmalı, ayrıca içme suyu sisteminin değişik noktalarından örnekler alınarak sudaki kirlenme düzeyi takip edilmelidir.




